Her Zaman Öğrenci, Sonsuz Paylaşımcı; Yasemin Sungur

Tuesday, January 26th, 2010 17 Yorum

Kendini böyle tanımlayan, güler yüzlü bir kadın O. Okuduklarını, gördüklerini, bildiklerini, hayallerini çekinmeden, hevesle paylaşıyor insanlarla. Ayrıca karşı kıyıda, vapur keyfi yapmama sebep olan, huzurlu ve şahane bir ofisi var. Kitaplar ve rengârenk kalemlerle donatılmış bekleme salonunda isterseniz şiir bile yazabiliyorsunuz; denedim, yazdım. :)

O şahane ofiste keyifli, sıcacık bir söyleşi gerçekleştirdik serin bir akşamüzeri. Araya sınavlar, yolculuklar ve ChatterboxTr’ın tasarım değişikliği girince biraz gecikti röportajın sizlerle buluşması. Affınıza sığınıyor ve sizleri Yasemin Sungur’la baş başa bırakıyorum.

Yasemin Sungur kimdir?

Her zaman öğrenci, sonsuz paylaşımcı!

“Hayallerin hedeflere, hedeflerin gerçeğe dönüştüğü bir yolculuktur yaşam.” diyor, kendini “Heyecanını yitirmeyen öğrenci, yorulmayan kâşif, yenilikçi, araştırmacı, şaşırtıcı, önyargısız, iyimser ve tutkulu bakabilen.” insan diye anlatıyor…

Enerjisini ve örneklerini doğadan alıyor. Öğrenmenin hiç bitmeyeceğine inanıyor, kelimelere hayran, peşlerinde koşuyor, okuyor, izliyor ve yazıyor. Öğrenmek, İletişim, Değişim, Sevmek, Gelişim ve Paylaşım kelimeleri, şu ara peşine takıldıkları.

Yasemin Sungur profesyonel üretkenliğinin 30.yılında gelişim; ben, sen, biz, hepimiz, birlikte diyerek kurduğu Gelişim Enstitüsü’nde her yaştan, herkes için gelişim danışmanlığı, koçluğu yapıyor ve seminerler veriyor. Öğrencilerle başarılı olmak, doğru mesleği seçmek, gelecek planı yapmak, yetişkinler ile kariyer adımları, pozitif iletişim, kişisel marka konularında çalışıyor, ailelere daha mutlu bir yaşam için, koçluk yapıyor. Pek çok şirkette kurumsal eğitimler vermeye ve danışmanlık yapmaya devam ediyor.

KARİYERim GELECEK mi? Kitabının yazarı. Anne, annesinin kızı, sevgili, arkadaş ve her gün fark ettiği başka bir rolde… UNICEF – Çocuk Hakları Tanıtım Kampanyasında çeşitli illerde, 3 yıldır 12-18 yaş arasındaki çocuklara iletişim ve kampanya yönetimi seminerleri veriyor.

Her Zaman Öğrenci, Sonsuz Paylaşımcı; Yasemin Sungur

Kadıköy Kültür Sanat Derneği, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Buğday Derneği üyesi, Arı Hareketi Kadın Çalışmaları Grubunda çalışıyor. Sunay Akın İstanbul Oyuncak Müzesinde “Kitap ile Sohbet” etkinliğini her hafta Salı günü yetişkinler için gerçekleştiriyor. Yeditepe Üniversitesinde Temel Koçluk Becerileri eğitimi veriyor.

Üniversitelerden gelen konferans taleplerine yetişmeye çalışıyor. Şimdiye dek 30 civarında üniversitede konuşma yapıp, binlerce genç ile deneyim-bilgi paylaşımı yaptı, devam ediyor. Pek çok zirvede konuşmacı olarak yer aldı.

Kendisi diyor ki; “Ömrüm, hayallerimin peşinde koşmakla nihayet bulacak. En çok yapmak istediğim, en çok sevdiğim işle uğraşıyorum; öğreniyorum ve paylaşıyorum.”

Kariyer, aile, öğrenci koçluğu gibi farklı alanlarda çalışmalar yapıyorsunuz. Koçluk son zamanların gözde mesleklerinden; yaşam koçu nedir, ne yapar?

Koçluk bir meslek mi? Evet, tüm dünyada giderek koç sayısı artıyor ve etkisi görülüyor. Belli konularda uzman kişilerde uzmanlık alanlarına koçluğu ekleyerek çok farklı alanlarda hizmet veriyorlar. Kişinin kendisiyle ilgili bilinçli düşüncelerini kullanarak, o bilinçli düşüncelerin izlerinden giderek ve koçluk yöntemlerini kullanarak yapılan bir çalışma. Koçluğun farklı tanımları var aslında, ancak benim en çok sevdiğim tanım şu: Kişiyi bulunduğu yerden olmak ya da gitmek istediği yere giderken doğru adımları atmasına, o doğru adımları bulmasına yardım etme süreci.

Yaşam koçu yaşamın bütününe bakıyor. Ancak benim uzmanlaştığım üç alan kariyer, öğrenci ve aile. Farklı alanlar gibi görünse de kişinin bütün yaşamında etkili olacak süreçlerde onlara koçluk yapıyorum aslında.

Her zaman öğrenci, sonsuz paylaşımcı!

Sizce neden koça ihtiyaç duyuyoruz? Özellikle şu son dönemlerde…

Günümüzde yaşam çok hızlı ve bu hız içinde, kişi hele ki kendisine fazla vakit ayırmıyorsa ve kendine dair net düşüncelere sahip değilse, kararlarını ve attığı adımları sorgularken bunu birlikte yapabileceği ve belki kendisine ayna tutacak bir insana ihtiyaç duyuyor. Son dönemlerde buna cevap veren şey koçluk.

İnsanlar cevabını bulamadıkları soruların cevaplarını koçla birlikte arıyorlar. Fakat koçlukta ilginç bir şey var:  Koç bunların cevabını vermiyor, size bunların cevabını bulmanız için yol gösteriyor. Ben Formula 1’e katılmış bir yarışçının arabasını hazırlayan insanları, co-pilotu koça benzetiyorum. Doğrudan aracın hızına, sürüşüne bir katkısı yok; ancak dolaylı olarak etkileri oluyor.

Koçlar kişiyle birlikte içinde bulundukları durumu analiz ediyor, kişi için en doğru kararı vermesine yardımcı oluyorlar. Burada önemli nokta koç için iyi olan karar değil kişi için doğru olan karara ulaşılması.

Koçluk deyince genel olarak eleştirilen noktalar da var. Arkadaşlıklarımızla paylaştığımız konular artık profesyonel bir alana taşındığından ve bunun da belli bir ücret karşılığında yapılıyor olmasından dolayı insan ilişkilerinin zarar görüp görmediği koçluk kavramına getirilen eleştirilerden biri. Bu, samimiyete zarar veren bir şey mi gerçekten?

Bana göre koçluğu ve arkadaşlığı asla birbirine karıştırmamak lazım, bu iki kavram birbirinin yerine geçemez! Arkadaşlarla konuşmakla koçla çalışmak arasında çok önemli farklar var. Koç, sizin yolculuk esnasındaki eylem adımlarınızı belirlemenize yardım ederken, arkadaşlarınız size deneyimlerini anlatıyor. Arkadaşınız sizi yönlendirebilir, “Ben böyle yaptım çok iyi oldu, sen de yap!” diyebilir; ama bir koç hiçbir zaman “Bu en iyisi, bunu yap!” demez. Sizin bunu söylemeniz için size doğru yolu gösterir.

Her Zaman Öğrenci, Sonsuz Paylaşımcı; Yasemin Sungur

Koçluk profesyonel bir hizmet aldığınız, ihtiyacınızı ve beklentinizi baştan belirlediğiniz, karşılıklı anlaşarak başladığınız bir süreç çalışması. Arkadaşlarla sohbet keyiflidir,  ancak arkadaşlarınızla konuşamayacağınız şeyleri koçunuzla konuşabilirsiniz, çünkü arkadaşlarınız sizi yargılayabilir ama koçunuz sizi yargılamadan olduğunuz gibi kabul eder. Bu manada koçluk profesyonel ilişkinin de ötesinde bir teknik, bunu anlamak için bu deneyimi yaşamak gerekiyor. Biz koçluk yaparken sorular yardımıyla kişinin kendi kendini sorgulamasını, görünür bir şekilde ortaya koymasını hedefliyoruz.

Her zaman öğrenci, sonsuz paylaşımcı!

Özellikle başarılı bir kariyer inşa etmek isteyenler için piyasada artık tonlarca kişisel gelişim kitapları, eğitimler, videolar, fırsatlar var… Bazen insanların kariyerlerini yapılandırırken bu hengâme içinde kaybolduklarını biliyoruz. Bu hengâmede hangi yönde ilerleyip, hangi araçları kullanacağımızı nasıl kestirebiliriz?

Benim çok sevdiğim bir söz var, “Doğa boşluğu sevmez.” Burada bütün mesele kişinin neye ihtiyacı olduğunu bilmesi, siz bunu bilmiyor ve ihtiyacınız için bir şey yapmıyorsanız yerini başka bir şey dolduruyor. Bu nedenle, neye ihtiyacınız olduğunu bilmeli ve onun için emek vermeliyiz.

İstediği kadar seminere katılmış olsun, ya da kişisel gelişim kitabı okusun, kişi gelişiminden kendisi sorumlu… Katıldığım toplantılarda bana çok sık söylenen bir şey var: “Ben çok kişisel gelişim kitabı okudum ama hiçbir işe yaramadı. Ben çok kişisel gelişim seminerine katıldım hiçbir işe yaramadı.” Ben de diyorum ki onlara giderken ihtiyacınız neydi? Niye gittiniz? Sadece semineri görmek için mi? O zaman gördünüz. O seminerde neydi aradığınız? Kişisel gelişimden bahsettiğimizde de ondan birey sorumlu. Tıpkı karnı acıkan bir insanın karnını doyurmaktan sorumlu olması gibi. Yutkunmazsa o insan o yemeği ona kimse yediremez. Genelde insanlarda kolaya kaçma eğilimi var.”Sihir olsun, tablet olsun ve beni mutlu yapsın, beni başarılı yapsın, bana çok para kazandırsın.” Böyle bir şey yok. Bireysel gelişim sürecinde asıl olan insanların kendi ihtiyaçlarını belirlemesi, bu ihtiyaçları gidermek için istek duyması ve adım atması.

Sizin kariyerinize bakacak olursak, eğitim hayatınız boyunca yaptığınız ve şu anda burada olmanızı sağlayan olaylar nelerdi?

Ben çok meraklı bir insandım. Sorularımla insanları boğardım :) Bugün de bu mesleği yapıyorum, sorularımla çalışıyorum. Koçluk soru sormaktır, soru sordurmaktır.

Aileme de teşekkür borçluyum; çünkü çocukken beni soru sormaktan vazgeçirmemişler, önüme engel koymak, beni susturmak yerine sorularıma cevap bulmanın yolunu açmışlar. Bugün de hala çok soru sorarım, en belirgin özelliklerimdendir. Bence çok soru sormak size öğrenme yolunu açıyor ve öğrenerek devam ediyorsunuz.

Benim eğitim dönemimden ikinci hatırlanacak şey çok okuduğum. Yerdeki kâğıdın peşine takılırmışım, yani yerdeki kâğıtta bile ne yazdığını merak edermişim. Titiz de bir çocuktum, elime de almaz, kâğıdı ayaklarımla açar okurmuşum. Yani ilginç iki özellik… Bugün de hala her fırsatta elime geçen her şeyi okuyorum.

Her Zaman Öğrenci, Sonsuz Paylaşımcı; Yasemin Sungur

İş hayatınıza gelecek olursak, iş hayatınızda karşılaştığınız en önemli problem neydi, nasıl çözdünüz?

90’lı yıllarda tekstilden turizme pek çok farklı alanlarda şirketleri olan büyük bir grupta insan kaynakları ve halkla ilişkilerden sorumlu bölüm başkanıydım. 1994’te büyük bir ekonomik kriz yaşadık. Bizim şirketimiz çok kötü etkilendi. Çalışan sayısı bir sene içerisinde 7000’den 1500 kişiye düştü. Ekonomik kriz kişisel bir problem olmasa da süreç yönetimi sizin bireysel yeteneklerinizi kullanmanızı gerektiren bir durumu karşınıza çıkartıyor. Herkesin yaklaşımı farklı oluyor kriz dönemlerinde. İki önemli katmanı var kriz yönetiminin: Birincisi dışarıya şirketinizin içinde bulunduğu durumu doğru anlatmak zorundasınız, ikincisi içeride krizi iyi yönetmelisiniz.

Ben o dönemi bir öğrenme dönemi olarak algıladım. O güne kadar yaşamadığım bir şeyle karşılaşmıştım ve o dönemi sürecin içinde bilfiil çalışarak, tecrübe kazanarak değerlendirdim. İtiraz ya da isyan etmek yerine kalmayı seçtim; aylarca maaş bile almadan çalışmayı sürdürdüm. Ve bir öğrenme süreci olarak değerlendirdim. Zaten benim son profesyonel işimdi ve sonrasında bu süreçten öğrendiğim deneyimi danışmanlık yaptığım şirketlerde yaptığım çalışmalarda kullandım. Ve bu süreci de bir artı olarak ekledim iş yaşamıma.

Ekip çalışmasına önem verdiğinizi, bu konuda da çalışmalar yaptığınızı biliyoruz. Takım oyunu oynamanın, ekip çalışmanın püf noktaları neler sizce?

Bir kişi yalnızdır ve iki kişi olduğunuzda ekip olmuşsunuzdur. İki kişilik bir ekip bir işi iyi yapabilmeleri için her şeyden önce konuşmalılar. Konuşabilmek için de birbirimizi dinleme ve anlama becerilerimizi geliştirmeliyiz. Herkes daha çok konuşmak istiyor, oysa iyi konuşmak için öncelikle anlama ve dinleme süreçlerinde etkin davranmalıyız.

Bir ekibin en güçlü özelliği birbirini iyi anlaması, herkesin farklı olabileceğini baştan kabul etmesi ve farklılıklara göre

Her Zaman Öğrenci, Sonsuz Paylaşımcı; Yasemin Sungur

davranış modelleri geliştirebilmesi.

Neden ekip olma ihtiyacı duyuyoruz? Çünkü farklı insanların farklı düşünceleriyle, farklı becerileriyle en iyi fikre, en iyi sonuca ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. O nedenle neden ekibe ihtiyaç duyduğumuzu tekrar görmek gerekiyor.

Ekip olmayı en çabuk öldüren şeylerden biri kendi fikrini açıklayan insanların kendilerinden sonra gelen fikirleri dinlememeleri, anlamaya çalışmamaları. Oysa ekip olmanın amacı bu, kaç kişilik ekipsek o ekipten o derece farklı fikrin çıkması ve ortaya yepyeni bir fikir çıkması.

Yani aslında, bir ekip için en önemli şey: iletişim.

KARİYERim GELECEK mi?

Başarının bir sırrı var mı gerçekten? Başarı adı verilen bir kapsül hazırlayıp gençlere verecek olsanız içine neler katarsınız?

Başarı aslında çok göreceli bir kavram ve bence herkesin kabul ettiği başarıyı değil, kendi başarımızı yakalamak için uğraşmalıyız. Bunun için de öncelikle hayal ve hedef olmalı. Hayallerimiz çok önemli. ‘Ah keşke!’ler bizi çok geriye götürüyor. Bu nedenle hayallerimizle kol kola yol almalıyız, onlardan uzak kalmamalıyız. Hayallerimizle yol alırken onları hedefe dönüştürmeliyiz.

Ve elbette hedef koymak da yeterli olmuyor, onu burnunuzun ucuna koyun ve böylelikle hep ilk gördüğünüz o olsun. Sürekli gelişsin hayalleriniz ve hedefleriniz.

Kendi deneyimlerime, okuduklarıma, birlikte çalıştığım pek çok farklı insanın hikâyelerine baktığımda yaşama tutkuyla bağlanan, yaşama aşkı taşıyan insanların daha başarılı olduklarını gördüm. Tutku çok kilit bir kelime burada. Yalnız tutku yetmiyor elbette, bir çabayla ve vazgeçilmez bir istekle desteklenmesi gerekiyor bu tutkunun.

Özetlemek gerekirse, bana göre her başarı hikâyesinde olması gereken: Tutku, çaba ve vazgeçmemek.

Bir üniversite öğrencisinin kişisel gelişim eğitimlerine para harcayamayacağını düşünürsek kişisel gelişimi için başvurabileceği en verimli yollar neler olabilir?

Öncelikle öğrencilikten keyif alsınlar :)

Öğrencilikte yapılması gereken ne varsa yapsınlar. Aslında öğrencilik bir geçiş dönemi. Yaşamsal sorumluluklarımızın daha az olduğu, kendimizden başka kimseye sorumluluk taşımadığımız bir dönem; bu geçiş dönemini iyi değerlendirebilmek gerekiyor. Bu nedenle öğrencilikten keyif alabilmek çok önemli…

Bunun yanında öğrenci olma sorumluluğu ve öğrenme isteği taşımaları elbette. Çok fazla kişisel gelişim kitabı

Her Zaman Öğrenci, Sonsuz Paylaşımcı; Yasemin Sungur

okumaları, eğitimlere katılmaları da gerekmiyor aslında. Gözlerini ve kulaklarını açık tutmalı ve “Benim neye ihtiyacım var?” ve “Ben ne yapmak istiyorum?” sorularını sormalılar kendilerine. Örnek alabilecek insanlar seçip onların yol hikâyelerini okuyup, öğrenip oradan kendilerini tamamlayabilirler.

En önemli noktalar; “Eksiğimiz ne?”, “Nelere ihtiyaç duyuyoruz?”, “Ne istiyoruz?”… Bunları keşfetmek gerekiyor. Kendini tanımak, anlamak ve doğru aktarabilmek gerekiyor. Bu konuda gelişmek adına da mutlaka üniversitelerdeki sosyal kulüplerde çalışsınlar; farklı alanlarda etkinliklere katılsınlar. Gönüllülük esasıyla çalışılan vakıf ve derneklerde yer alsınlar. Böylece öğrenme isteklerini de karşılamış olacaklar.

Kişisel gelişim dediğimiz şey sadece eğitimlerle sağlanmıyor, özgeçmişlere yazdığımız eğitimlerin ötesinde sosyal beceriler kazanmalıyız. Buna önem vermeli… Ve bilmeliyiz ki kullanmadığımız hiçbir şey bizim değil! Öğrendikleri şeyleri içselleştirsinler, kullansınlar ve bunlarla kendilerine ait hikâyeler yaratsınlar.

Peki ya sürekli ve yalnızca kişisel gelişim kitaplarından medet uman, bir eğitimden diğerine koşan insanlar için ne söylersiniz?

Sürekli kendini arama peşinde olan, kişisel gelişime takılmış insanlara tavsiyem kendilerini aramaktan vazgeçip öncelikle nerede olduklarını, sahip oldukları ile neler yapabileceklerini fark etmeleri. Neler yapabileceklerini keşfedip onları yapsınlar. Böylece mutlu olurlar. Farkındalık dediğimiz şey bu. “Ben kendimi fark etme yolculuğuna çıktım!” diyerek dolaşan ne çok insan var etrafımızda. Okyanusa girerken önlem almamışsak boğuluruz. İhtiyaçlar, istekler, beklentiler ve hedeflerin birlikte gelişmeleri gerektiğini göz ardı etmeden, nerede olduğumuzun ve neler yapabileceğimizin farkında olmalıyız.

Sizden geriye tek bir cümle kalacak olsaydı insanların zihninde, ne söylerdiniz?

Beni şu cümleyle anmalarını isterdim:  “Her zaman öğrenci, sonsuz paylaşımcı!”

Son soru: ChatterboxTr hakkındaki yorumlarınız neler?

Çok güzel bir çalışma. Keşke böyle çalışmalar daha çok olsa ve daha çok insana ulaşsa. Farklı insanların hikâyelerini içeren, farklı bakış açılarına sahip insanların yazılarının yer aldığı ChatterboxTr tarzı siteler daha çok olmalı; çünkü bunlar da bizi geliştiren, zenginleştiren işler.

Popularity: 98% [?]

Benzer Yazılar

  • Okurken Çalışmak… Ama Nasıl?(3)
  • Marka Elçisine Zeval Olur mu?
  • Sosyal Medya Bir Üniversite Öğrencisine Ne İfade Eder?
  • Çalışmak, Azim, Şans… Çağlar Erol
  • Okurken Çalışmak… Ama Nasıl?(2)
  • “Her Zaman Öğrenci, Sonsuz Paylaşımcı; Yasemin Sungur” yazısına 17 Yorum yapılmış.

    1. Sevgili Merve, ilk röportajından beri sana dediğim gibi, bu işi iyi yapacaksın çünkü seviyorsun ve özen gösteriyorsun. Keyifli sohbetinizi bizimle paylaştığın için teşekkür ederim.

      Yasemin Hanım’a gönülden katılıyorum: Başarı hikayesi için 3 şeye ihtiyaç vardır: Tutku, çaba, vazgeçmemek. Paylaşımlarınız için size de teşekkür ederim.

    2. Merve Uzun says:

      Yorumun beni inanılmaz mutlu etti Natali; çok teşekkürler:) İstediğim, keyif aldığım ve özen gösterdiğim bir işe senle başlamak, ilk röportajımı senle yapmak büyük bir şanstır benim için. Öyle güzel şeyler kattın ki bana… Hala desteğini hissetmek çok güzel; dilerim daha güzel şeyler yaparım ve paylaşırım seninle:)

    3. Merve

      Çok teşekkür ederim. Keyifle okuduğum bir röportaj olmuş, eline sağlık. Okuyanların da aynı keyfi almalarını ve aradıkları bazı sorulara cevap bulmalarını umuyorum.

      Sevgiyle,

      Yasemin Sungur

    4. Keyifli bir röportaj, tebrikler!

      This comment was originally posted on FriendFeed

    5. Arif Topcu says:

      Eline sağlık Merve, senin böyle bir uğraşının olduğunu bilmiyordum:)

      This comment was originally posted on FriendFeed

    6. Merve, çok güzel olmuş, teşekkür ederim :)

      This comment was originally posted on FriendFeed

    7. güzel… tebrikler… cevaplar da oldukça samimi.. Yasemin Hanım’a da teşekkürler…

      This comment was originally posted on FriendFeed

    8. İnsanın ufkunu açan bu güzel röportaj için teşekkürler.

    9. Teşekkürler Merve, röportajı ben de çok beğendim. Yasemin Sungur’a da ChatterboxTr’deki bu röportajı için çok teşekkürler..

      This comment was originally posted on FriendFeed

    10. Merve Uzun says:

      Ben teşekkür ederim; beğenmeniz çok mutlu etti:)

      This comment was originally posted on FriendFeed

    11. Ufk Tarhan says:

      Sevgili Merve, akıcı, enerjik, içten ropörtajın için kutlarım. Çok başarılı buldum. iyi ki var dediğimiz değerlerden biri olan Sevgili Yasemin Sungur’a yaptıkları, paylaştıkları, sana da bu güzel aktarım için çok teşekkürler…

    12. Kübra YENİ says:

      Mervecim hem keyifli hem de yol gösterici bir çalışma yapmışsınız Yasemin Hanımla beraber. Zevkle takip ediyorum. =) Sonsuz paylaşımcılığınız için de çok teşekkür ederim.

    13. Yasemin Hanım’ı sürekli takip ediyoruz. Kendisine uzun bir ömür ve artan başarılar diliyoruz.

    14. Nihan Sallı says:

      Mervecim çok güzel bir röportaj olmuş. Başarılarının devamını dilerim. Yasemin Hanım da her zamanki gibi içtenlikle bizlere yol göstermeye devam ediyor :) )

    15. Adil Dilek says:

      Çok keyifli bir röportajdı tebrikler :)

    Yorum Bırakın

    XHTML: Kullanabileceğiniz tag'ler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>