Iyi Bir Sey Yapmak İçin Hiçbir Zaman Geç Degildir

14

Merve Uzun‘’İyi bir şey yapmak için hiçbir zaman geç değildir.”

Natali Yeşilbahar’ın blogunun giriş cümlesi bu Fransız atasözü. Ben de harika bir haziran akşamında, Emirgan sahilinde boğaza nazır yaptığımız keyifli söyleşiyi okumanız Temmuz ayını bulunca bu cümleyle başlamak istedim.

5

Natali Yeşilbahar kimdir?

Altın Örümcek Blog Ödüllerinde juri ve halk kategorisinde birincilik kazanan www.nataliyesilbahar.com blogunun sahibi.

Avrupa’nın en büyük iş sosyal ağı XING’in İş Geliştirme ve Satış Müdürü.

Mobile Monday İstanbul organizasyonunun organizatörü..

Ayrıca inanılmaz alımlı, güzel, başarılı, neşeli ve güleryüzlü bir kadın. Pozitif havası ve sürekli yüzünde taşıdığı şahane gülümseyişiyle Emirgan’da buluşmak için sözleştiğimiz mekana girdiğinde ilk röportajım için kendimi çok şanslı hissettim. Uzun ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu röportaja sığanları aşağıda okuyacaksınız. Gerisi ise benim kişisel tarihimde önemli bir anı olarak yer etmiş olacak:)

Merhaba Natali, istersen ChatterboxTr ile başlayalım. ChatterboxTr’ı takip etmeni sağlayan şeyler neler?

Kişisel gelişim konuları ve yeni trendlerle ilgili yazıları ilgimi çektiği için ChatterboxTr’yi keyifle takip ediyorum. Bu konular hakkında Türkçe kaynağın az olması ve sitenizin hem iş dünyasına hem de öğrencilere içine alan bir girişim olduğu için destekliyorum.

Dijital dünyayla ilgili işler yapıyorsun. Dijital kariyer neden bu kadar önemli? Kariyerimiz nasıl dijitalleşiyor?

Hepimizin bildiği üzere, artık rekabetçi bir dünyadayız. Bu bağlamda hepimiz benzer eğitimlere sahibiz, hepimiz üniversite mezunuyuz, hepimiz İngilizce biliyoruz, hepimiz kulüplerde çalışıyoruz.vs. Bu noktada kendini farklılaştırmak çok daha fazla önem kazanıyor. Bundan dolayı, kariyerini dijitalleştirmek, dijital ortamlarda bulunmak, daha önem kazanıyor.

Kendimizi ön plana çıkarmanın,en basit ve ücretsiz olan yolu, iş sosyal ağlarında bulunmaktır. Dijital profilinizde aradıklarınızı, sunduklarınızı, ilgi alanlarınızı ve deneyimlerinizi yazarak, bu dünyada yer alabilirsiniz. Daha sonra sistemde senin sunduklarını, arayanları bulabilme şansını, ortak ilgi alanlarına sahip kişilerle bilgi paylaşma fırsatını yakalayabiliyorsun.

Daha da güzeli artık Google’da ismin yazıldığında orda bulunuyorsun, görünüyorsun. Bilinirlik, bulunurluk ve görünürlüğün çok önemli olduğu bir çağda olduğumuzu düşünüyorum. Arama motorlarında adınız yazıldığında sizin yönettiğiniz profilinizin incelenmesi, size farklı kapılar açacaktır.

İnternette bu kadar ulaşılabilir olmak bir dezavantaj olarak algılanamaz mı?

XING’de hangi bilgilerini paylaşacağını senin belirleme şansın var. Ayrıca bağlantı kurduğun her ayrı kişi için paylaşmak istediğin bilgileri belirleyebiliyorsun.

Ulaşılabilirliği nasıl avantaj olarak kullanabilirim?

XING’e girip orda biraz aktif olduktan sonra, birkaç ay sonra başka biri google’a onun adını yazdığında, karşısına onun yönettiği bir profil çıkıyor. Örneğin Merve yazdığımda, Merve kendini nasıl tanıtmak istiyorsa ben orda onu görüyorum.

Mesela beni hiç tanımayan insan benim  profilimi görüyor ve başka hiçbir bilgi yok benim hakkımda. Natali de satışı görüyor,salsa grubuna üye olduğumu görüyor ve diyor ki bu kız hareketli. Şu an beni hiç görmeden neler öğrendi; satışçı, hareketli…vs. Ve tabii ki bazı anahtar kelimeler var, örneğin benim profilimde mobil, sosyal medya, sosyal networking yazıyor. Üye olduğum gruplar arasında Global Business Women var, anlıyorsun ki global iş yapıyorum. Bir çok insan sizin hakkınızda bilgi alıyor. Ve rüya gibi olan kısmı; sizin istediğiniz gibi bilgi alıyor; algınızı yönetebiliyorsunuz.

Mesela üniversite kulüpleri veya bir organizasyon yapan bir ekip… Sponsor ararken ne yapıyorsunuz? Sayfalarca dosyalar hazırlıyor, uğraşıyorsunuz. Oysa siz organizasyonunuzun grubunu kurarsanız veya kendinizi dijital ortamda tanıtırsanız, siz insanlara yalnızca bu linki bile yollayabilirsiniz. Aslında bu bir alternatif dağıtım kanalı; yeni ve güzel bir kanal.

Bir insanın iş sosyal ağlarında yer alması ve kariyerini dijitalleştirmesi ona ne gibi avantajlar sağlar?

Dijital ortamda yer almak için kendi sitenizi de tasarlayabilirsiniz elbette ancak şunu unutmamak lazım ki bu tarz iş sosyal ağları Google’da, aramaları çok yüksek olduğu için, en önde çıkıyor. Ve tüm bunlar ücretsiz. Yalnızca giriyorsunuz, kayıt oluyorsunuz ve güncelliyorsunuz.

Örneğin şu anda Google’ a satış, iş geliştirme müdürü, İstanbul yazdığınızda doğrudan benim profillerim çıkıyor. Ve ben bunun için bu ağlara girip, güncellemek dışında bir şey yapmıyorum.

Bir önemli nokta da şu: dijital kariyeriniz 7/24 çalışıyor. Şöyle ki; siz uyuyorsunuz gece ikide ve o sırada iş sosyal ağına giren biri, mesela çevirmen veya stajyer arıyor ve karşısına çıkan profillerden biri sizinki. Oysa siz o kişiye ulaşmak için bir sürü yere CV gönderiyorsunuz. Ben diyorum ki, tabii o da, yolladığınız CV’ler de gereklidir ancak dijital kariyeriniz de çok önemli.

Hatta bu iş sosyal ağlarında ilgili gruplara üye olur, hedeflerinizi yansıtan gruplarda güzel yazılar yazarsanız ki bu ağlarda bir sürü müdür, genel müdür de yer alıyor, diğer eğlence sosyal ağlarında veya farklı ortamlarda kendinizi tanıtamayacağınız insanlara bağlantı teklif edebilir ve ilişkilerinizi altın bilezik gibi biriktirebilirsiniz. Ve artık buna önem vermek gerekiyor.

Bildiğiniz gibi Türkiye’de işe alımların neredeyse yüzde yetmişi tanıdıkla gerçekleşiyor. Aynı şekilde dijital ortamda da bağlantıların önem kazanıyor işte. Projelere gelince de, en basitinden bir örnek vermek gerekirse, mesela bir klima alacakken herhangi bir klima almak yerine eğer teyzeniz bir klima şirketinde çalışıyorsa ilk olarak oraya uğrarsınız. Aynı mantıkla ne kadar çok bağlantın varsa işlerini o kadar hızlı yürütürsün.

Artık günümüzde hangi pozisyonda olursan ol işlerini en hızlı şekilde halletmen gerekiyor. İşleri hızlı halletmenin püf noktası: tanıdık. Çünkü tanıdığın sürece hem hız kazanırsın hem de en iyi işi en uygun fiyata gerçekleştirebilirsin. Dolayısıyla dijital kariyerin avantajlarını özetlemek gerekirse: Bilinirlik sağlar, görünürlük sağlar, bulunurluk sağlar.

Dijital ortamda ulaşabildiğiniz bütün bu insanlarla tanışıyor olmanıza imkan yok ancak siz bir insana üç bağlantıda ulaşabiliyorsanız, örneğin benimle bağlantıdasınız, birine ihtiyacınız var ve benim üzerimden iki bağlantıyla o insana ulaşabiliyorsanız tanıdık oluyorsunuz ve böylece projeleriniz daha hızlı yürüyor. Ama şunu da söylemek istiyorum ki bu insanları uzaklarda aramaya da gerek yok; komşumuz tanıdığımızdır, ablamız tanıdığımızdır, arkadaşımız tanıdığımızdır. Biz pek çok şeyi uzaklarda arıyoruz. Bir iş görüşmesi için pek çok yere CV yolluyoruz. Ancak yakınımızdakileri de bu iş sosyal ağlarına davet edersek onları ve onların çevresini de görebilir, onlara da ulaşabiliriz.

İnternetin ve sosyal ağların kişisel ilişkileri farklı yönlendirdiği, samimiyeti öldürdüğü gibi eleştiriler de gelebiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Bu bağlantılarını nasıl kullandığınla alakalı aslında. Örneğin ben kendi adıma şunu daima yaparım: İş sosyal ağında bağlantıda olduğum birinin terfi ettiğini gördüğümde iki dakikamı ayırıp bir tebrik notu yazarım veya bir arkadaşım lokasyon bazlı servisler hakkında sunum arıyorsa, elimde böyle sunum varsa ona yollarım. Dolayısıyla ben bu insanları bağlantı olarak ekleyip orda bırakmıyorum. Zaten hergün mutlaka birkaç kişiye telefon açarım, onlarla irtibata geçerim. Ama ben bunu XING’de olduğum için yapmıyorum, zaten yapıyordum, bu yüzden burdayım. Çok inandığım işleri yapıyorum aslında. Eğer profilini ve bağlantılarını menfaat için yönetiyorsan bu bir karakter özelliğidir aslında. Ben bütün sosyal ağlarda bağlantıda olduğum insanların çoğunu tanıyorum, tanımadıklarımla da bağlantımın bir nedenselliği vardır.

Kişisel fikrim herkesle bir iş, bir proje yapılabileceği yönünde. Ve aslında biz bunu değerlendirmeyi bilmiyoruz. Örneğin sen sabahları kapıdaki görevliye merhaba demezsen, araban bozulduğunda senin yanına gelmez. Ama ben merhaba dediğim için o zaten ihtiyaç duyduğumda benim yanımdadır ve işlerim yürür. Bu nedenle ben bu tür bağlantıları menfaat değil, hayatın gereksinimi olarak görüyorum.

Biz sonuçta Akdeniz toplumuyuz. Sıcakkanlı ve iletişimi seven insanlarız. Bu sosyal ağların önem kazanmasının bir diğer nedeni de artık vaktimizin az olması. Günümüzde iletişimi en kolay ve en hızlı şekilde gerçekleştirebilmek gerekiyor.

3

Mobil dünyanın ve iş sosyal ağlarının bu kadar içinde biri olarak internetten nasıl ve ne yönde besleniyorsun?

Bütün gün internette sayfalarca gezmiyorum, her şeyi okumuyorum aslında. Daha çok kendimi satışta geliştirmeyi, kurumlarla irtibatta olmayı sevdiğim için bilgileri süzüyorum. O karmaşaya çok girmeyip süzdüğüm bilgileri alıyorum.

Bütün gün bilgisayar başında oturabilecek bir yapım olmadığı için bilgileri süzmeyi öğrendim. İnternetten de kendimi geliştirmeye yönelik farklı konuları okuyorum. Şu sıralar sunum yeteneğimi geliştirebilecek sunumlar ve makaleler ilgimi çekiyor.

Yoğun bir çalışma tempon olduğunu düşünürsek motivasyonunu sürdürülebilir kılmak adına neler yapıyorsun?

Motivasyonumu sürdürebilir kılmak adına daima sevdiğim uğraşlarla zamanımı değerlendiriyorum. Salsa yapıyorum, Mobile Monday İstanbul organizasyonuyla ilgileniyorum, web siteme araştırdıklarımı yazıyorum. Çalışırken de çok sevdiğim işi yaptığım için daima motivasyonum oluyor.

Sevdiği ve inandığı işleri yapan biri olarak kariyerini inşa ederken en çok fedakarlık göstermek zorunda kaldığın şeyler nelerdi?

Daima istediğim ve mutlu olduğum işleri yaptığım için hiç fedakarlık göstermedim. Daima inandığım projelerde ve iyi ekiplerde yer aldığım için şanslıyım. Pek çok şirkete aynı anda başvurmak yerine ne yapacağıma odaklanıp ona göre ön hazırlık yaptım. En önemlisi de ben zaten sadece aşık olduğum firmalarda çalışıyorum. Sırf para kazanmak için inanmadığın, kullanmadığın bir ürünü satamazsın. Başarının en temel faktörlerinden biri kişinin kendi yaptığı işe inanmasıdır.

Sence gerek öğrenciyken ve gerekse çalışma hayatında seni başkalarından farklı,başarılı kılan en önemli şey ne ?

Öğrencilik yıllarımda ve hayatımın her döneminde kendime ‘Ben ne konuda iyiyim?’ sorusunu sordum. Bence herkes kendine bunu sormalı, hangi konuda iyi olduğunu bulmalı. Alışveriş merkezlerine,marketlere gidip yeni çıkan yiyecekleri inceler, fiyatlarını kıyaslar ve daima alırım; yeniliklere karşı bir merakım var.

Mesela araba kullanmayı seviyorsan,ya bir araba firmasında çalış ya da satışçı ol, çünkü onlar çok araba kullanıyorlar. Sırları uzaklarda aramamanızı, çok basit olan bu formülü uygulamanızı tavsiye ederim..

Bana dönecek olursak, yenilikleri ve teknolojiyi sevdiğimi keşfettim. Yurtdışına çıktığımda ilk gittiğim yer, teknoloji mağazalarıydı. Bu sarışın bir bayan için normal algılanmıyor aslında, takı ya da giyim mağazalarına gitmen bekleniyor. Bunu iyi ya da kötü olarak söylemiyorum aslında, ayakkabı mağazalarına gidiyorsan da o zaman onunla ilgili bir şey yapmak gerekiyor. Önemli olan hangi konularda iyi, hangi konularda eksik olduğunun farkına varabilmek.

Ben de teknolojinin, yeniliklerin yanısıra bunları insanlara anlatmayı sevdiğimi de fark ettim. Bırak teknolojiyi mesela en basitinden güzel bir yerde yemek yediğimde bunları insanlara anlattığımı ve onları etki altında bırakabildiğimi keşfettim.Tavsiye ettiğim her yere çevremdekiler kendi arkadaş gruplarıyla gidiyordu.

Dolayısıyla elimde ne vardı; teknolojiyi seviyorum, yenilikleri seviyorum, konuşmayı seviyorum ve insanlara anlattıklarımı dinletiyorum.

Burada altını çizmek istediğim, ben bunları kendimi övmek için söylemiyorum. Eğer sen de güzel resim yapıyorsan ve bunu duvara astığında insanlar bakıyor, beğeniyorsa o zaman sen de resim yapmalısın.

Aynı şekilde olumsuz yönlerini de keşfetmelisin. Mesela ben şunu farkettim ki Natali bütün gün bir ofiste oturamaz. Bu başkaları için kötü olarak algılanabilir ancak ben bunu kötü haneme değil bilgi haneme yazdım. Ve dedim ki demek ki ben hayat boyu bütün gün bir ofiste, masa başı iş yapmayacağım. İnsanlar genelde bunu keşfettiklerinde çok kötü bir şeymiş gibi algılar, ‘Ay ben masa başı iş yapamam’ derler. Ama önemli olan bunu avantaja çevirebilmek. Eğer sen sakin bir insansan, masa başı bir iş daha uygun olacaktır. Önemli olan kendin sevdiklerini ve özelliklerini fark etmektir.

2

Öğrenciyken yaptığın ve bugünkü başarında etkisi olduğunu düşündüğün şeyler neler?

Organizasyon.

Lisede ve üniversitede pek çok organizasyonda görev aldım. Lise mezuniyetimizi bile organize etmiştim. Öğrenciyken iş odaklı değil eğlence odaklı pek çok organizasyon yaptım. Bu organizasyonlar bana pratiklik, özgüven ve insanlara “hayır” diyebilme becerisi kazandırdı. Kalabalık karşısında daha rahat konuşabilme yeteneği kattı.

Sence akademik başarı ve öğrenciyken yapılan stajlar iş hayatında ne kadar önemli?

Okuduğunuz okuldan, bölümden ziyade sizin o okuldan, o bölümden ne aldığınız önemli. Örnek vermek gerekirse, ben liseden mezun olduğumda bilişim teknoloji sektöründe satış yapmak istediğime karar vermiştim. Mobil dünyayı da çok seven biri olarak eğer iletişim okursam bütün markalarla gidip konuşabilirim ve onları anlamlandırabilirim diye düşündüm.

Okurken her yere staj için başvurmak yerine  kendi özelliklerini yansıtan farklı bir şeyler yapmak gerekir. Örneğin haberlere çok önem veriyorum ve televizyonda çalışmayı düşünmememe rağmen bu hayatı öğrenmek için bir televizyon kanalında staj yaptım. Halen de ordaki insanlarla iletişimim devam ediyor.  Daha da önemlisi televizyon kanallarında, hangi haberlerin çıkacağını biliyorum ve dolayısıyla bir markada çalışırken nasıl haber yazarsam kanal kabul edilir, biliyorum.

Bir araştırma şirketinde staj yaptım, sokakta insanlara anket yapıp bunla ilgili eğitimler aldım. Dolayısıyla şu an bir araştırma yaptırdığımda bunun nasıl yapıldığını, hatalarını, neler sorulması gerektiğini biliyorum.

Bu noktada önemli olan yaptığınız staj sayısı değil, yaptığınız iştir. Siz inanır ve çalışırsanız onları da inandırırsınız yaptığınız işe; size sorumluluk verilecektir. Aynı zamanda şunu da unutmamak lazım; onların da iyi elemana ihtiyacı var.

Dolayısıyla bir yerlere koşmak yerine kendini ortaya koyup ona uygun bir yöne gitmek gerekiyor. Benim karşıma bir öğrenci geldiğinde yaptığı staj sayısına veya notlarına bakmam. Daha önceden çalıştığı firmalarda muhtemelen tanıdığım vardır ve ordan bilgi alırım; değerlendiririm.

Üniversite konusunda da oradan ne alındığı, sosyal olmak, kulüp faaliyetleri çok önemli. Bence oradan oraya, stajdan staja koşmak, öne geçmek, hırs yapmak, kendini fiziksel ve ruhsal açılardan yoracak bir telaşın içine girmek yerine biraz sakin kalıp, en başta ne istediğine, önceliklerine karar vermek gerekiyor.

Çalışma hayatına dönecek olursak, iş hayatında yaşadığın en büyük kriz neydi? Bu krizi nasıl çözdün?

Aynı projede çalıştığım arkadaşlarımın isteksizliğiydi.

Proje yöneticisiydim ve ekiptekiler projeye inanmıyorlardı. Bu krizi çözmem çok zor olmadı çünkü en başta projeye inanıyordum.Projeyi bitirdiğimiz anda olacakları resmettim. Büyük bir kartona dergilerden projeyle ilgili resimler, ekiptekilerin fotoğraflarını ve almayı istediğimiz ödülle ilgili haberleri yapıştırdım.Güzel bir pasta yaptım. Proje toplantısına gitiğimde herkesten önündeki dosyaları kapatmalarını istedim, ‘Projemiz bitti ve bunu kutluyoruz’ dedim. Herkes şaşırdı tabii. Ardından bu proje bittiğinde hepimizin neler kazanacağını, hepsinin tek tek neden bu projede yer aldığını, projenin onlar için hangi açılardan önemli olduğunu anlattım. Ve toplantıyı bitirdim. Çıktım. Herkes üç saatlik, sıkıcı bir toplantı beklerken mutlu bir şekilde dağıldılar. Kafaları dağıldı, projeye inanmaya başladılar. Ardından gözlemlediğim de ekiptekilerin toplantı sonrası eve gitmek yerine ayrı ayrı proje üzerineçalıştıklarıydı.Zaten önemli olan uzun ve sıkıcı toplantılar yapmak değil herkesin yaptığı işe inanması ve yaptığı işi en iyi şekilde yapması. Bunu sağladıktan sonra projemiz vaktinden önce teslim edildi.

Başarı denilince aklına gelen ilk üç şey nedir?

Kendini geliştirmek, olumlu düşünmek, heyecan duymak

4Başarıdan söz etmişken web sitenden bahsetmeliyiz sanırım. Sitene kendi adını vermen bir markalaşma sürecinin ilk adımı mı?

Siteme ismimi markalaşma sürecine adım olarak vermedim. Beni tanıyan pazarlama, iş geliştirme ve satış müdürleri, hedef kitlemi oluşturuyordu.  Bu bağlamda mobil iletişim dünyası, sosyal medya, sosyal ağlar ve satış konusunda yazacaklarımı en iyi ifade eden, kendi ismimdi.

Her tülü projenin iyi bir ekip çalışması ve yola size inanan kurumlarla çıktığınızda başarılı olacağına inanırım. Bu bağlamda işin uzmanı olan Disual firması sitemin teknik geliştimeleri ve tasarımını gerçekleştirdi.

Daima yaptığım işi en iyi şekilde yapmaya çalışmak ve işini iyi yaptığını düşünen insanlarla ve sana tüm yolcuğunda destek olacak kurumlarla çalışmanın önemli olduğuna inanıyorum.

www.nataliyesilbahar.com beş ay gibi kısa bir sürede  Altın Örümcek yarışmasında En İyi Blog ödülünü aldı. Sence bunu nasıl başardın?

Siteme başladığımda bu kadar kısa bir sürede ödül alma hedefim yoktu. Yazdıklarımı, daima ön araştırma yaparak, yurtdışı kaynaklardan teyit alarak hazırladım. Her yazımda inandığım projeleri, basit bir dille okuyucularıma anlattım. Keyifle gerçekleştirdiğim ve inandığım her projem gibi sitemin de olumlu bir şekilde devam ettiği için mutluyum.

Peki bir son cümle rica etsek:)

ChatterboxTr’de siteme değer vererek ilk röportaj heyecanını benimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

Bu röportaj ChatterBoxtr.com‘da yayınlanmak üzere Merve Uzun tarafından hazırlanmıştır.


14 Responses to “Iyi Bir Sey Yapmak İçin Hiçbir Zaman Geç Degildir”

Your Responses