Marka Elçisine Zeval Olur mu?
Günümüz rekabet şartları her geçen gün zorlaşıyor. Artık şartların içinde yenilikçi olmak da var, doğrudan temas da. Peki, siz, en büyük markaların yanında, hatta içinde yer almaya; zorlu ama eğlenceli bir deneyim yaşamaya ne dersiniz?
Nasıl olacak bu iş dediğinizi duyar gibiyim. “Marka elçiliği” size bir şeyler çağrıştırıyor mu? Eğer hakkında bir şeyler biliyorsanız ya da hiçbir şey bilmiyorsanız bile bu yazı size marka elçiliğinden ve detaylardan bahsedecek. Hâlihazırda edinmiş olduğum tecrübeleri de size aktarmaya çalışacağım.
Öncelikle marka elçiliği ya da kampus temsilciliği sunan firmalara bir göz atalım: Nokia, Microsoft, Efes Pilsen(Hayatı doldur), Redbull, Apple, Coca Cola, YKM, Akampus.com benim sizlere bir çırpıda söyleyebileceğim firmalardan bazıları. İçlerinde Nokia da dâhil olmak üzere, birçok küresel şirketin olduğunu açıkça görebiliyoruz. Dikkat edecek olursak marka elçiliği gayet markalar tarafından ilgi gören bir konu.
Peki, şirketler için marka elçiliğini önemli yapan ne olabilir? Şirketler en yüksek potansiyelin, akıl ve fikrin üstelik genç ve dinamizmin olduğu yerde yer almak istiyorlar. Tabii şirketlere bakacak olursanız, bu nitelendirmelere zaten sahip olduklarını görebileceksiniz.
Firmalar marka elçileriyle doğrudan temas kurarak, üniversite öğrencilerine ve gençliğe farklı bir deneyim yaşatmayı planlıyorlar. Hiç beklemediğiniz bir yerde, hiç beklemediğiniz bir şekilde karşınıza çıkarak sizleri şaşırtmaya çalışıyorlar. Bunun için birçok farklı yol deneniyor. Tabii her zaman şaşırtmak ilk amaç değil. Bazen kulüplere, seminerlere veya öğrenci partilerine markaların destek olduğunu da görebilirsiniz.
Görüldüğü gibi artık kurallar değişti ve oyun yeni kurallara göre oynanıyor. Şirketler marka elçilerine çok fazlasıyla güveniyor ve onları özel eğitimlere tabii tutuyorlar. Örneğin Nokia marka elçisi olarak biz de belirli dönemlerde özel eğitimler alıyoruz. Bu eğitim/seminerlerde Nokia’nın tüm servislerini ve yeniliklerini marka elçileri herkesten önce öğreniyor. Dikkat edecek olursanız yenilenme çok önemli ve tabii hız da… Çok başarılı bulduğum şirketlerden Efes’in marka elçiliği sistemine mükemmel diyebilirim. Birçok okulda düzenli olarak gençlerin gelişimi sosyal ve kültürel alanda destekleniyor. Marka elçileri yardımıyla mini MBA’lar, spor etkinlikleri, kültürel faaliyetler ve eğlenceler bunlardan bazıları… Bugüne kadar size de en azından bir kaçı denk gelmiş olmalı.
Galiba en çok merak edilen soru şu olsa gerek; peki, bir öğrenci nasıl marka elçisi ve/veya kampus temsilcisi olabilir? Aslında az çok yukarıda bu sorunun cevaplandığını sanıyorum. Birçok yetkinliğe sahip olmanız gerektiğini tahmin ediyor olmalısınız. Ama detaylıca açacak olursak; sevilen biri olmak, kulüplerde aktif olmak, sosyal medya ile aranızın iyi olması, arkadaş çevrenizin geniş olması, okulda olan biten eğitim-seminer-partilerden haberdar olmak en başta gelen genel özelliklerden bazıları. Zira bir marka elçisi olarak üniversitenizde o markayı bire bir temsil ederken, markanın çizgisini ve imajını koruyor olabilmelisiniz. Organizasyon yeteneğinize güvenmelisiniz, gerektiğinde bir organizasyonu tek başınıza planlayabilmelisiniz. Takım çalışmasına yatkın olmalısınız, çünkü diğer temsilcilerle zaman zaman proje geliştiriyor olacaksınız. Ardından geliştirdiğiniz projeleri uyguluyor olacaksınız. Bir projenin başından sonuna kadar işin içinde olacaksınız. Yapmış olduğunuz projenin sonuçlarını yine siz alıyor olacaksınız. Bu gerçekten inanılmaz bir deneyim. Okulunuzdaki seminerler ve eğitimlerde şirketinizden birilerini ağırlıyor olacaksınız. Kısacası bildiğiniz şeyleri geliştiriyor olurken, bilmediğiniz yeteneklerinizi keşfediyor olacaksınız. Sorumluluk almak ise diğer görevleriniz arasında olacak. Evet, herkesin sorumlulukları var fakat marka elçiliği ekstra sorumluluk sahibi olmak anlamına geliyor.
Bu sorumlulukların belki de en önemlisi; markaya ve markanın çizgisine sadık kalabilmek. Yani markaya ve promote ettiğiniz ürünlere gönülden destek vermek… Eğer ki marka elçisi olarak çalıştığınız firmanın ürünlerini ve servislerini canı gönülden kullanmıyorsanız/kullanamıyorsanız vay halinize; çünkü yaptığınız iş yaşam tarzınıza, attığınız adımlara uygun olmak zorunda. Zira artık o markayla birlikte yaşıyor olacaksınız. Örneğin dinamik ve mobilize olmuş bir hayatınız yoksa
Nokia marka elçiliği sizin için pek uygun sayılmaz. Ya da cebinizdeki telefonun başka bir marka olması için can atıyorsanız, yaptığınız iş ne size ne de Nokia’ya uygun olacaktır.
Çalıştığınız marka elçiliği veya kampus temsilciliği görevi sizi birçok yönde geliştireceğine emin olabilirsiniz. Hepsinden ötesi çevreniz genişleyecek ve okul hayatınız sonrası için yatırım yapıyor olacaksınız. Gerçek bir iş deneyimini daha mezun olmadan üstelik global bir firmada deneyimlemiş olacaksınız.
Yazıda elimden geldiğince marka elçiliği hakkında bilgi vermeye çalıştım. Eğer marka elçiliği, kampus temsilciliği hakkında varsa sorularınızı bu yazıya yorum olarak bırakabilir veya BurakYüce.Com ve e-posta adresinden bana iletebilirsiniz.

Popularity: 85% [?]














@burakyuce Burak Yüce’nin ChatterboxTr’deki ilk yazısı. Marka Elçisine Zeval Olur mu? http://bit.ly/5HqHkd
This comment was originally posted on Twitter