Okurken Çalışmak… Ama Nasıl?(3)
Ebru Baranseli - Sevgili Afşın Avcı, ChatterboxTr için hazırladıkları yazı dizisinden bahsedip, “Üniversite öğrencilerinin eğitimleri sırasında çalıştıkları veya çalış(a)madıkları işler” konusunda bana söz vermek istediklerini söylediğinde, konunun uzmanı olmadığım için yazamayacağımı düşündüm. Zira okurken çalışmak konusu diğer pek çok konu gibi Türkiye söz konusu olduğunda sosyolojik bir inceleme alanı kanımca. Yazı dizisine ait diğer iki yazıyı okuduğumda söyleneceklerin çoğunun söylenmiş olduğunu da farkettim.
Sevgili İpek Aral Kişioğlu, gerek kişisel deneyimlerini, gerekse uzmanı olduğu alanla ilgili bilgilerini anlaşılır ve akılda kalıcı bir şekilde paylaşmış. Okurken çalışmak isteyip de! çalış-a-mayanların psikolojik bahanelerini sıralayıp neden bahane olduklarını da açıklamış. Feyyaz Bicak ise üniversite öğrencisi olarak, okurken çalışmak fikrinin Türk aile yapısı ve kültürel faktörlerle ilgili bağlarına değinip, lise döneminde başlayan deneyimlerinden söz etmiş. Okurken çalışmak isteyenlerin karşılaşacağı olası tepki ve güçlerin yanısıra çalışmanın kattığı değerleri anlatmış.
Her iki yazı da konuyla ilgili endişeleri, nedenlerini, sonuçlarını ve aksi tercihin getirilerini çok yerinde saptamalarla dile getirmiş. Bir akademisyen olarak görüşüm istendiğinden, yazı dizisine katkımın kendi öğrencilik yıllarımdaki deneyimlerin yanısıra Anadolu Üniversitesi’nde, öğrencilere ait gözlemlerimi paylaşarak mümkün olacağına karar verdim.
Grafik Tasarım lisans yıllarında zorunlu staj yaptığım ajanstan yarı zamanlı iş teklifi gelmesiyle başlayan çalışma hayatı serüvenim, öğrenciliğim boyunca aynı tempoda sürdü. Öğrenim gördüğüm alanda çalışıyor olmanın sayısız avantajını yaşadım. Buna rağmen güçlükleri de oldu elbette. Tahmin edileceği üzre aileden gelen tepkiler ve ikna çabaları bu güçlüklerin başında geliyordu. Ailemin tek endişesi geç saate kadar çalışıyor olmamdı. Sonunda bu konudaki heyecan, istek ve hevesimi farkedip, arada uyarılar yapmak dışında okurken çalışmama ikna oldular, okul ve derslerimle ilgili herhangi bir endişeleri yoktu zaten. Çeşitli nedenlerle okuldan, hocalardan gelen tepkiler de vardı ancak bunlar tercihlerini bilinçli bir şekilde yapan ve sorumluluklarını yerine getirebilenler için sorun sayılmayacağından söz etmeye gerek görmüyorum. Belki baskı altındayken farkında olmayabilirsiniz ancak hayatınızla ilgili en doğru kararlar sorumluluğunu kimsenin üzerine atamayacağınız, olası risk ve sonuçlarını göğüslemeye hazır olduğunuz kararlardır. Diğer yandan, Grafik Tasarım, Sinema- Televizyon v.b. uygulamalı alanlarda okurken çalışmak, def-i bela kabilinden yapılacak bir stajdan çok daha önemli deneyimler kazandırır. Bu deneyimler ilgili bilgisayar programlarını, teknik ekipmanı kullanmak, alışmak, teknik anlamda beceri kazanmanın yanısıra problem çözmek, araştırma yöntemleri ve fikir bulmak gibi önemli adımları kapsamaktadır. Sözünü ettiğimiz bu adımlar ne kadar erken hayatınızın bir parçası haline gelirse o kadar hızlı ilerler ve o kadar kolay disipline olabilirsiniz. Özellikle bilgi ve iletişimin bu denli önemli olduğu, iletişim teknolojilerinin hızla değiştiği bir zamanda yaşıyorsanız elinizdeki en önemli anahtarlardan biri şüphesiz bu deneyimler olacaktır.
Okurken çalışmanın avantajlarını, akademisyen olduktan sonra bu defa öğrencilerim sayesinde gördüm. Öncelikle onları sektöre hazırlarken bilginin dışında tecrübelerinizi de paylaşmanız önem arzetmekte. Mezun olduktan sonra sektörde çalışmayı tercih etmeyip (ki bu durumda bile mezuniyet sonrası bir süre sektörel tecrübe kazanmalarını öneririm), akademisyen olmaya karar verenlerin de doğal olarak bu deneyime ihtiyacı olacaktır. Zorunlu staj programı öğrencileri çalışacakları alana hazırlamaya yönelikse de çalışma hayatının sağlayacağı özgüven, sorumluluk bilinci, ekip çalışması disiplini yanısıra ekonomik getirilerin de önemli bir motivasyon olduğu açıktır.
Okurken çalışmak isteyen öğrenciler, aşırı sahiplenmiş aile, kültürel, çevresel ve psikolojik faktörleri bir şekilde aşıp çalışma hayatına atılmaya kararlı oldukları noktada da iş seçimi ve iş bulmak gibi sorunlarla başbaşa kalacaklardır. Bu aşamada yaşadıkları iyi ve kötü her tecrübe önemli birer ders niteliğindedir. Kendi alanları dışında, farklı söktörel deneyimler de kişisel gelişim açısından katkılar sağlayacaktır. Bir de okudukları üniversitelerin öğrencilerine sunduğu çalışma olanakları bulunmaktadır. Anadolu Üniversitesi’nde farklı birimlerde pek çok öğrenci, öğrenci işçi statüsünde çalışmaktadır. Öğrenciler ders programlarına uygun saatler dahilinde, yemekhanelerden, televizyon stüdyolarına, grafik tasarım ofislerinden, fakülte ve yüksekokullara, etkinlik organizasyonlarından, kütüphaneye, radyoya, basımevine kadar çeşitlilik gösteren birimlerde talepler ve kişisel tercihleri doğrultusunda kendi alanlarında veya alan dışı çalışma imkanına sahipler. Bu sayede çalışma hayatını okul programalarını da aksatmayacak bir takvimle deneyimleme fırsatı bulmaktadırlar. Öğrenciler çalıştıkları saat üzerinden belli bir miktarda ücretlendirilmekte bu sayede kişisel gelirlerine de katkı sağlamaktadırlar. Öğrenci işçi olarak çalıştıkları dönemi önemli bir iş tecrübesi olarak cv’lerine de eklemektedirler.
Üniversite dönemi kalıcı arkadaşlıkların, eğlencenin, birey olma yolundaki mücadelenin, kişisel gelişim, değişim ve dönüşümün en yoğun olduğu dönem olarak değerlendirildiğinde, bu dönemde kazanılan iş tecrübesinin önemi biraz daha ortaya çıkmaktatır. Eskişehir gibi üniversite şehri olarak anılan, öğrenci nüfusunun yoğun olduğu şehirlerde çalışma deneyimi kazanmanın diğer şehirlere oranla çok daha kolay olduğunu düşünüyorum. Ailesinden uzakta okuyan öğrenci, henüz şehre geldiğinde kendi ayakları üzerinde durma adına ilk tecrübesini edinmiştir. Kaldığı yurtta veya kiraladığı evde kendi kararlarının önemini, sorumluluklarını ve hayatının bu kararlar doğrultusunda şekilleneceğini ister istemez farkedecektir. Birey olma yolundaki bu ilk adımı okurken çalışma kararı/tercihi izlerse bu kişisel gelişimi adına önemli bir fırsat olacaktır. Üniversitenin ve şehrin sunduğu olanaklar dahilinde bu fırsatın değerlendirmesi hiç de güç değildir. Sadece istek ve heyecan işidir.
Farklı şartlar insanlara farklı katkılar sağlar, önemli olan farkındalık çünkü ancak farkettiğinizde gayet kötü bir tecrübenin bile size olan olumlu katkısını görebilir ve değerlendirebilirsiniz. İlerlemek, karşınıza çıkan olumsuzluk ve engelleri yeni stratejiler, yeni yöntemler geliştirmek için kullandığınızda mümkün olacaktır. Tek bir amaca motive olup, tek yönde yol almaya çalışmaktansa olasılıklara da açık olmanızı öneririm. Böylece sadece bir yolculuk yapmak yerine manzaranın da tadını çıkarma imkanı bulacaksınız. Başarılar dilerim.
Dizinin ilk iki yazısına buradan ulaşabilirsiniz: Okurnen Çalışmak… Ama Nasıl?(1), Okurken Çalışmak… Ama Nasıl?(2)
Bu yazı ChatterBoxtr.com‘da yayınlanmak üzere Ebru Baranseli tarafından yazılmıştır.

Popularity: 58% [?]











This comment was originally posted on FriendFeed
Akademisyen görüşü de yine kişisel tecrübelerimden ibaret
This comment was originally posted on FriendFeed
Orçun yazıları gelmeden oku, sınav yapıcam
This comment was originally posted on FriendFeed
aa conk bayırı
)
This comment was originally posted on FriendFeed
tam da ilgilendiğim şeyler üzerine yazmışsınız hocam. yumuluyorum hemen
This comment was originally posted on FriendFeed
tolga, fotograflar konuya uygun oldugundan cok aramama gerek kalmadı
This comment was originally posted on FriendFeed
az mı çalıştık sınavlara conk bayırında (:
This comment was originally posted on FriendFeed
öğrencilik hayatımız es_es te de olsak dar bir çerçevede geçiyor,bizim neslin çoğunluğunun sosyalleşme algısı sadece eğlence türevi etkinlikler. elbet hepsi olucak. Öğrenciyken çalışmanın çok faydası var. fakat ne üzerine çalışıldığı ve deneyimlerini yorumlama biçimi bence en büyük etken.
This comment was originally posted on FriendFeed
@erinc, ben biraz da tembel olduğumuzu düşünüyorum. Yatarak cebimize para girmesine alışmışız sanki. Bunun için de üniversiteden yeni mezun olan kişiler ciddi şekilde bocalıyorlar.
This comment was originally posted on FriendFeed
Afşın’a katılıyorum. Aile yapısının bir uzantısı bu da, ancak kişisel sorumluluklarını okurken almanın hiçbir dezavantajı yok, avantajları ise saymakla bitmez.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ama nasil 3`u okudum simdilik ama ilki ve ikincisini de okuyacagim bugun. Oncelikle ellerinize saglik.. Okurken calismak her sektor icin kolay degil aslinda. Sizin okudugunuz/ calistiginiz bolum (grafik) veya medya sektoru olsun, okurken calismaya musait sektorler cunku part time calisabilme imkani sunulabiliyor bu alanlarda. Is yerine gitmeden evinde tasarimini yapabiliyorsun cok rahat ve okulu aksatma problemin olmuyor. Hafta ici 4 gun okula giden birisi, sadece tek gun ve hafta sonu is bulamaz kolaylikla Turkiye sartlarinda. Ya da okuldan 4te cikip 8e kadar calisamaz. Yurt disindaki part time kulturu Turkiye` de yaygin olmadigi surece bir ogrencinin okurken calismasi gercekten zor. ( Ben de hem okuyup hem calisanlardanim tek gun bile olsa)
This comment was originally posted on FriendFeed
uygulamaya dayalı alanlarda, okurken yarı zamanlı çalışmak önemli bence. elbette dışarıdan iş alıp evde yapmak da mümkün ancak bu grafik tasarımcı için ajans deneyimini sağlamıyor ne yazık ki. Bir de farklı sektörel deneyimler de önemli katkılar sağlıyor. Bunu da yazmıştım zaten. Zamanlama ise disiplin gerektiriyor. Bunu yapabildiğiniz için tebrik ederim.
This comment was originally posted on FriendFeed
uygulamaya dayalı alanlarda, okurken yarı zamanlı çalışmak önemli bence. elbette dışarıdan iş alıp evde yapmak da mümkün ancak bu grafik tasarımcı için ajans deneyimini sağlamıyor ne yazık ki. Bir de farklı sektörel deneyimler de önemli katkılar sağlıyor. Bunu da yazmıştım zaten.
This comment was originally posted on FriendFeed
uygulamaya dayalı alanlarda yarı zamanlı çalışmak önemli bence. elbette dışarıdan iş alıp evde yapmak da mümkün ancak bu grafik tasarımcı için ajans deneyimini sağlamıyor ne yazık ki. Bir de farklı sektörel deneyimler de önemli katkılar sağlıyor. Bunu da yazmıştım zaten.
This comment was originally posted on FriendFeed
Anadolu Üniversitesi Rektörlük Halkla İlişkiler bürosunda öğrenci işçi olarak çalıştım 4 yıl boyunca. Şu ana kadar çalıştığım en iyi işti diyebilirim
Öğrenci işçi olarak edindiğim deneyim meslek hayatında ilerlememi kolaylaştırdı. Çalışma arkadaşlarımın herbirinden çok şey öğrendim hayatımın en güzel dönemlerinden biriydi
ebru çok iyi bir yazı. Öğrenciler için yönlendirici bir kaynak . Anadolu’da öğrenciyken öğrenci işçi olarak çalışmıştım şu ana kadar çalıştığım en iyi iştir hala
This comment was originally posted on FriendFeed
Aslında en enterasan iş tecrübeleri hiç ilgili olmadığınız alanlarda oluşuyor. Benim en ilginç iş tecrübem Tatlı ve Patlamış mısır satmaktı
This comment was originally posted on FriendFeed
Kasımcım, teşekkür ederim. Bizim okulda çalışmak keyifli gerçekten ve öğrenciler de çok hevesli. Şanslıyız bu anlamda. Afşın, eminim öyledir.
Aslında sen de yazıp paylaşsan bizimle… Üstelik hareket alanı da daha geniş, farklı bir sektörde çalışmanın.
This comment was originally posted on FriendFeed
Afşın, eminim öyledir.
Aslında sen de yazıp paylaşsan bizimle… Üstelik hareket alanı da daha geniş, farklı bir sektörde çalışmanın.
This comment was originally posted on FriendFeed
Bi de öğrenciyken farketmeyebiliyor insan aslında Kasım da dediği gibi en keyifli çalışma dönemi olabiliyor okurken çalışmak
This comment was originally posted on FriendFeed
Az kaldı, ben de gelip kadrolu model olucam okula. Bi kapağı atıyım, bak neler olacak…
This comment was originally posted on FriendFeed
gel Ozancım kadrolu model de olur, Anıl’ın derslerine modellik edersin
)
This comment was originally posted on FriendFeed
çok güzel olmuş hocam sizin ve diğer yazarların yazıları. keyifle okudum. inşallah ayarlayabiliriz orda benim alanda bir şeyler
))
This comment was originally posted on FriendFeed
sen yeter ki iste Orçuncum…
This comment was originally posted on FriendFeed
Ebru Hocam, herkesin yaz günü tatlı yediği bir kasabada ve benim gibi pek çok çocuğun yaz aylarında tatlı sattığı bir kasabada ben "inovasyon" yapıp, kimsenin satmadığı patlamış mısır işine giriştim. şeffaf buzdolabı poşetlerinde satıyordum. Fakat semt insanları henüz buna hazır değildi:) Hayatımın ilk ciddi girişimciliği orada sona ermişti. Yaş:10-11
This comment was originally posted on FriendFeed
Afşın, süpermiş. Üstelik herkesin tatlı sattığı bir yer için fikir de yeterince yaratıcı. sonuçtan çok yolculuk önemli
)
This comment was originally posted on FriendFeed
Afşın, süpermiş. Üstelik herkesin tatlı sattığı bir yer için fikir de yeterince yaratıcı.
This comment was originally posted on FriendFeed
Tabii o zaman iş tutmayınca tatlıya hemen geri dönmüştüm:) "İş hayatınızda yaşadığınız en güzel tecrübe neydi?" diye sorarlarsa bunu söylücem:)
This comment was originally posted on FriendFeed
Ben bunun farkına 20 yaşında vardım yalnız. Tabii o zaman iş tutmayınca tatlıya hemen geri dönmüştüm:) "İş hayatınızda yaşadığınız en güzel tecrübe neydi?" diye sorarlarsa bunu söylücem:)
This comment was originally posted on FriendFeed
Özellikle organizasyon şirketleri gençlere çok güzel fırsatlar sunuyor. Tavsiyem bir kafede ya da mağazada çalışmaktansa buralarda iş yapmaları.
[...] Çalıştığınız marka elçiliği veya kampus temsilciliği görevi sizi birçok yönde geliştireceğine emin olabilirsiniz. Hepsinden ötesi çevreniz genişleyecek ve okul hayatınız sonrası için yatırım yapıyor olacaksınız. Gerçek bir iş deneyimini daha mezun olmadan üstelik global bir firmada deneyimlemiş olacaksını… [...]