Sıraya Girin, Staj Var!
Kaner Atakan Türker – Üniversitede 3-4. sınıf öğrencisiyseniz staj yapmak için olgun meyve kıvamına gelmişsiniz demektir. Ama bu o kadar da kolay değil. İşte tam şimdi kendinizi hiç kimseye kanıtlamak zorunda olmadığınız kadar göstermek zorundasınız. Gülünç duruma düşmek, hatta kimi zaman aptal yerine konmak pahasına da olsa…
Staj başvurusu için internet üzerinden CV oluşturdunuz. Başvuruda bulunmadan önce bir önyazı yazmanız bekleniyor. Örneğin ben, her şirketin bu yazılara özel önem verdiğini düşünüp her biri için ayrı yazı yazıyordum, sektörlerinin neden ilgimi çektiğini açıklamaya çalışıyordum. Meğer staj arama/bulmada “kariyer” yapmış öğrenciler daha kolayını bulmuş: Aynı önyazıyı şirket ismini değiştirerek copy+paste etmek. Yani önyazı olarak “X şirketini istiyorum çünkü bu sektörün önünün açık olduğunu düşünüyorum” yazmak ve X harfini değişken (şirket adı) olarak kullanmak yeterli. Size “hangi sektör” diye özel soru mu gelecek canım, nasılsa onun için “önü açık” dediniz bir kere!
Beni en çok şirket mülakatları eğlendiriyor, hele hele grup mülakatıysa! Bir de vaka çalışması varsa değmeyin keyfime! Vaka çalışmalarında genelde bir grup adaya bir vaka verilerek bunu aralarında tartışmaları isteniyor. Ancak bazı adaylar kendilerini göstermek adına işi o kadar ciddiye alıyor ki, adaylar arasında kılıçlar çekilip ve bu adaylar birbirlerini haksız duruma düşürmeye çalışıyorlar. Çünkü bilinçaltlarında, eğer haklı çıkarlarsa, kazanacak ve staja bir adım daha yaklaşacaklardır. Bir de böyle mülakatlarda mutlaka “lider potansiyelini” ortaya koymak için yanıp tutuşan birileri var. Böyleleri alır sazı eline, başlarlar konuşmaya. Hatta bazen hızlarını öyle alamıyorlar ki, örneğin -yaşanmıştır- gözlerini kısarak, bir tarafta tartışmayı izleyen İK gözetmenine çaktırmadan bakıp, hafif bir kahkaha atıp, ellerini iki yanına açıp ” Arkadaşlar ama şirket yönetiyoruz burdaaağğğ!” der. Bunu yaparkenki amaç, vakayı nasıl da sahiplendiğini göze sokabilmektir.
Sıradan grup mülakatları da oldukça eğlenceli oluyor. Burada ilk sırada olan kendini oldukça şanssız hissederken -çünkü diğerleri konuşurken onların söylediklerinden hatırladığı ancak kendisi konuşurken söylemeyi unuttuğu şeyler muhakkak ki olacaktır- son sıradakiler tam tersine kendilerini oldukça şanslı hisseder -çünkü diğerlerinin konuşmalarını dinlerken bahsedebileceği daha çok şeyi hatırlama opsiyonu oluyor.
Staj ya da iş… Mülakatlar her zaman sancılı süreçlerdir. İnsan bazen stajı kapma hırsından saçmalar ve samimiyetin dozunu ayarlayamaz hale gelir. Örneğin, niçin Doğan Yayın Holding’de staj yapmak istediği sorulan bir aday “Çünkü ben okumayı 2 yaşında Hürriyet gazetesiyle öğrendim…” gibi duygusal bir cevap verebilir -yaşanmıştır.
Gerçi bütün suçu adayların üzerine atmak haksızlık olur, çünkü bazı sorularda absürdlük sorunun doğasında var, soru kendiliğinden yalan cevabı doğuruyor. “Neden şirketimizde staj yapmak istiyorsunuz?” diye sorulunca hangi babayiğit çıkıp da dürüstçe “Çünkü en iyi stajyer maaşını siz veriyosunuz” veya “Çünkü bu staj CV’me çok yakışacak, biliyorum” diyor ki? Tabii ki burada cevap doğrudan “Çok iyi ve başarılı bir şirket olduğu için” yalanıdır. Halbuki asıl sebep şirketin başarılı olması değil, “tamamen duygusal”dır.
Bir diğer iç daraltıcı soru da “Boş zamanlarınızda neler yapıyosunuz?” sorusu. Bu tarz soruların cevabı pek tabii ki değişmez; “Kitap okuyorum”. Aday isterse çocukluğunda okuduğu kitaptan bahsediyor olsun, bir kere eline bir şey almış olması, kendisinde bu cevabı yapıştırma hakkı görmesinde yeterli. Hatta bazıları “Mutlaka kitap okumalıyız” kadar düşük seviyeli cümleler kurup sosyal mesaj da verdiklerine inanarak staja bir adım daha yaklaştıklarını düşünüyor -evet… Bu da yaşanmıştır. Oysa asıl önemli olan orijinal olabilmek.
Örneğin, bir mülakat sırasında karşılaştığım “Kitap okuyor musunuz?” sorusuna, “Bütün ders kitaplarıma ek olarak fazla okumuyorum çünkü artık gözlerim yoruluyor. Onun yerine resim yapıyorum” demişliğim var. İK direktörü bu cevabımı not etti, ama hangi amaçla bilemiyorum.

Toparlamak gerekirse, hırslı adayların çabalarını takdir etmek gerekiyor. Fakat mülakat sırasında otokontrollerini kaybedip ve kendilerine dışarıdan bakamıyorlar. Tavsiyem kendilerine herhangi bir şirketin İK departmanından bir arkadaş bulup, adayların nasıl komik duruma düştüklerini bir de onlardan dinlemeleri. Zira saçmalayan adaylarımızın karşısında onları ciddiyetle dinleyen yetkililerimiz, perde arkasında oldukça eğlenmekte ve adaylarla oldukça dalga geçmekte… Bir şeyi çok istemek tabii ki çok saygı duyulası bir şey, ama bunu komik durumlara düşmeden halletmek gerekir.
Bu yazı ChatterBoxtr.com‘da yayınlanmak üzere Kaner Atakan Türker tarafından yazılmıştır.

Popularity: 28% [?]











Özellikle İstanbul’da 3. ya da 4. sınıf staj ya da part-time çalışma için çok geç. Öğrencilere tavsiyem en geç 2. sınıfta mutlaka part-time bir işe girsinler ve bu staj olmasın, çalışmalarının karşılığını maddi olarak da alsınlar.
İşte tam da beni anlatan bir yazı! Ve sanırım diğer bütün öğrencilerin derdini de aktarıyor (başkaları adına kesin olarak konuşmama kaygısıyla biraz yuvarlak bir cümle kuruyorum). Atakan’a burdan teşekkürlerimi ileteyim, ama eklemek istediğim bir ayrıntı var: “hiç gidilemeyen staj görüşmeleri”. Aslında beni en çok yaralayan da bu. CV incelendikten sonra “Seni uygun bulmadık” yerine “Özgeçmişinizden çok etkilendik ancak görüşme aşamalarında sizinle devam edemeyeceğimizi üzülerek bildiririz” gibi bir cevap gelebiliyor. Bazen gerçekten “acaba bende eksik ne var” diye düşünüp bütün günümü sıkıntı içerisinde geçirmekten kendimi alamıyorum. Tabi bir de hiç cevap alamadığımız şirketler de olabiliyor, bu da en kötü durum elbette. Ama ne bileyim, yüzüme bakılmaya, bir-iki konuştuğumu görmeye bile değmeyecek kadar kötü bir CV sahibi olabilir miyim gerçekten? Ve acaba tek böyle düşünen ben miyim?
[...] Yazının devamı için: http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var [...]